85 yıl önce 85 yıl sonra…
AHLAKLI ile ahlaksızın arasında şöyle bir kalın çizgi çekmek mümkün müdür?
Çalma fırsatı bulanlar ahlaksızdır.
Çalma fırsatı bulamayanlar ahlaklıdır.
Bir toplumun "ahlaki" değerlerini, böyle ucuz ayırmak doğru olur mu?
Olmaz!
Çalma fırsatı elindeyken, çalmadan, hortumlamadan, bütün bu soygunların ortasında yaşayıp, namusları ile ölenlere "Yok!" diyebilir misiniz?
Toplumun bir kesimi çalacak, bir kesimi, içinde çalma arzusu olsa da çalamayacak, elinde fırsat yok!
Hayır, hiçbir toplum böyle ayakta kalamaz.
* * *
BİR de, kendilerinin, çalıp çırpmasına izin verenler, göz yumanlar, çekip gidince, arkalarından konuşmayıp, onlara hala sahip çıkanlar vardır. Bunlara da "Ne mert adam, ne erkek adam!" gibi birtakım sıfatlar, unvanlar yakıştırırlar. Saçı bitmedik yetimin hakkını çalmalarına izin verdi ya, imkan tanıdı ya, çoğu onlarla birlikte ziftlendi ya!
* * *
BU düşünceler Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın 1918 yılında yazdığı bir yazıdan aklımıza geldi. (*)
Birinci Cihan Savaşı bitmiş, Osmanlı yenik düşmüş İttihatçı paşalar memleketi terk edip kaçmışlardır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar, o paÅŸalardan birinin yardımıyla zengin olan ve onlara kaçtıktan sonra da toz kondurmayan biriyle tartışır, karşısındaki "erbab - ı kalemölerden biridir, kaçan paÅŸanın iyiliklerini unutamaz, üstelik ahlaklı geçinenleri de, çalamadıkları için, beceriksizlik ve aptallıkla suçlar…
* * *
HÜSEYİN Rahmi Gürpınar dayanamaz:
"O yediÄŸin ÅŸeylerin nerelerden tedarik edildiÄŸini bileydin, hak, kan ve gözyaşı kelimelerinin manalarında hiçbir anlamamazlık, bilinmemezlik göremezdin. Çünkü o nimetler asıl sahipleri için, ona müstahak olanların aÄŸzından alındı, sizin gibilere verildi. Sınırlarda düşman mermilerinden kurtulanlar açlık ve çıplaklıktan öldüler. SavaÅŸ ateÅŸinden buraya topal, çolak, kör, sağır, yarım adam olarak dönenler Sirkeci otellerinde sefil, sürüm sürüm süründüler. Sizin gibi Büyükada’da ÅŸurada burada sefa yerlerinde arabalarda, beyler, paÅŸalar yanında, dalkavukluÄŸa girmekten baÅŸka, savaÅŸla, genel matemle hiçbir iliÅŸkileri ve insanlıkla ilgileri olmayanlar yediler, içtiler, gezdiler, eÄŸlendiler… Bu savaÅŸ senin gibiler için felaket deÄŸil, mutluluk oldu."
* * *
HÜSEYİN Rahmi Gürpınar, bunları söyledikten sonra, kaçan paşaları savunanların beklenmeyen bir sadakat gösterdiklerini belirterek yazısını şöyle noktalar:
"Fakat onların minnettarlıklarını omuzlarınızda taşımaya mahkum olmak, kanımca müebbet bir kürek cezasından daha ağırdır."
Bu yazı yazılalı 85 yıl olmuÅŸ…
Türkiye ve İstanbul ne kadar değişmiş değil mi?!!
Ya da hiç değişmemiş..
——————
(*) Gazetecilikte Son Yazıları - Derleyen, sadeleştirerek yayına hazırlayan Abdullah - Gülçin Tanrınınkulu / Özgür Yayınları.
Milliyet - Hasan Pulur - 15/02/2003