Muslumcu.com > Yazar > Hüseyin Rahmi Gürpınar » Blog Arþiv » Bu yaÄŸmayı kim durduracak?
Muslumcu.com > Yazar > Hüseyin Rahmi Gürpınar

Hüseyin Rahmi Gürpınar Hakkında

Bu yağmayı kim durduracak?

Ağustos 14th, 2007 tarihinde admin tarafından yazılmış.

Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Heybeliada’daki evi; bahçesinde, yerde yatan tabelaya göre ‘Hüseyin Rahmi Gürpınar Müzesi’, bir süredir tartışma konusu.
Evi bir lokale dönüştürmek isteyen uluslararası yazarlar derneÄŸi Pen Kulüp, ÅŸimdilik bu projesinden vazgeçmiÅŸ görünüyor. Evin diÄŸer taliplisi Bedrettin Dalan ise sessizliÄŸini koruyor. Dalan’ın amacı Büyükada’da açtığı üniversitenin öğrencileri için yurt yapmak.
Elli yıldır, İstanbul ValiliÄŸi, Kültür Bakanlığı ve Adalar Belediyesi’nin elinde müze olmayı bekleyen ev, ÅŸimdi Adalar Belediyesi’nin inisiyatifi ile bir yazarın soyulmuÅŸ evinden yapılma yazarlar lokali ya da öğrenci yurdu olacak. Evin son sahibi olan Adalar Belediyesi’nin de sıcak baktığı bu projelerin ÅŸimdilik beklemede olmasının sebebinin evde, Hüseyin Rahmi Gürpınar’dan geriye kalan yegane eÅŸya olan iki bin kadar kitap olduÄŸu söyleniyor. Bu kitapların da Heybeliada Halk Kütüphanesi’ne bağışlanarak, evin boÅŸaltılması planlanıyor.

HÜSEYİN RAHMİ İLE BİRLİKTE EVİ DE UNUTULDU

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın 80 yıllık ömrünün son 30 yılını geçirdiÄŸi ve 8 Mart 1944′te vefatından sonra yakınlarından Emine Muzaffer Gürpınar’a kalan, onun ölümünden sonra da haraç-mezat satışa çıkarılan eve dönemin İstanbul Valisi Niyazi Akı sahip çıkarak, 1964 yılında müze yapılmak üzere İl Özel İdaresi’ne satın aldırtmış.
İl Özel İdaresi tarafından, evdeki eÅŸyaların envanteri çıkarılmış ve bir bekçi tayin edilmiÅŸ. Ancak, müzecilik, İl Özel İdaresi’nin iÅŸi ve yetkisi dışında olduÄŸu gerekçesiyle ev, 1966 yılında Milli EÄŸitim Bakanlığı’na devredilmek istenmiÅŸ, 15 yıl süren sürüncemeden sonra 1981 yılında ücretsiz olarak Kültür Bakanlığı’na devredilebilen ev, Türk-İslam Eserleri Müzesi’ne baÄŸlanmış. Hüseyin Rahmi’nin evini devralmak için Heybeliada’ya giden müze yetkilileri hayretler içinde kalmışlar. Çünkü İl Özel İdaresi’nin tayin ettiÄŸi bekçi, kendisine oturması için ayrılan zemin katı tavuk çiftliÄŸine çevirerek, kendisi bir üst kata yerleÅŸmiÅŸtir. Üçüncü kattaki kitaplar yere indirilmiÅŸ, çatı akmış, Hüseyin Rahmi’nin eser taslakları, kendi eliyle iÅŸlediÄŸi dantel ve oyalar, yine kendi eseri olan tablolar ıslanmış, oraya buraya saçılmıştır.
Bu arada evin müzeye dönüştürülmesi emrini veren Kültür Bakanlığı, ne kadro vermiÅŸtir, ne de ödenek. Sonradan bir cinayete kurban giden devrin Adalar Belediye BaÅŸkanı Recep Koç, talip olmuÅŸ eve bu defa. 23.6.1983′te yine bir sayım ve protokolle, Adalar Belediyesi’ne devredilmiÅŸ ev. İşte ne olduysa, bundan sonra olmuÅŸ ya da yine hiçbir ÅŸey olmamış!..
‘Bir zamanlar, Şıpsevdiler’e, Gulyabaniler’e, Cadılar’a, Kuyruklu Yıldızlar’a beÅŸiklik etmiÅŸ bu köşk, ÅŸimdi zavallı bir köpeÄŸe emanet edilmiÅŸtir…’
Bir yıl öncesine kadar yine nisyana terk edilen Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın evi ile ilgili olarak, Türk Edebiyatı dergisinde Taylan DedeoÄŸlu’nun oldukça hissi bir yazısını okuduk birkaç ay önce. Ardından Pen Kulüp ile Bedrettin Dalan’ın giriÅŸimleri ve gazeteci Ümit BayazoÄŸlu’nun Focus ve Varlık dergisindeki haber-metinlerini…

ENVANTERDE VAR, ORTALIKTA YOK
BayazoÄŸlu evin envanterlerine ulaÅŸmış; evden uçurulmuÅŸ eÅŸyaların bir listesini tespite çalışıyor yazısında. "Adalar Belediyesi, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın evini Kültür Bakanlığı’ndan, restore ederek müze yapmak amacıyla aldı. Devir teslim sırasında evdeki eÅŸyalar tek tek sayıldı ve envanteri çıkarıldı. Bu envantere göre, binanın alt salonunda 37 parça, üst sofada 8 parça, üst salonda 60 parça, çalışma odasında 39 parça, yatak odasında 76 parça ‘muhtelif’ baÅŸlıklı listede 29 parça olmak üzere toplam 249 eÅŸya vardı. Bu eÅŸyaları tek tek buraya sığdırmak imkansız; ancak yine de bugün yerinde yeller esenlerden birkaçını sıralayalım:
Yazarın piyanosu, bisikleti, kemanı, mandolini, kristal yazı takımı, kristal likör takımı, 70 parçalık porselen yemek takımı, Kodak marka fotoğraf makinesi, Göerk Berlin marka dürbünü, gümüş yemek takımı, 6 adet şamdan ve kristal avizeleri, çini mangalı, kırmızı çiniden Fransız malı üç adet sobası, 14 adet yağlıboya tablosu, 14 parça antika halısı ve antika silahı ilk bakışta göze çarpanlar.
Yazarın kütüphanesine gelince… Resmi listelere göre, 350 adet Türkçe, 304 adet yabancı dillerde yazılmış kitap bulunuyordu. Ayrıca 110 cilt gazete koleksiyonu vardı.
Hüseyin Rahmi’nin eliÅŸi hobisi malum… Ardında el emeÄŸi göz nuru dökerek iÅŸlediÄŸi yüzlerce iÅŸ bırakmıştı. Envantere göre sadece yatak odasında 85 parça eliÅŸi bulunuyordu. Tüm bunlardan baÅŸka yazarın kitap haline gelmemiÅŸ çalışmaları da vardı. İşte bunlardan bazıları:

* İsmet İnönü’nün mektup ve telgrafları ve ona verdiÄŸi cevaplar,
* Edebiyat ve gazetecilik hakkında on sayfalık bir konferans metni,
* Edebiyatın sonu başlıklı beş sayfalık bir makale,
* Dünyayı idare eden yedi başlı ejderha başlıklı altı sayfalık bir makale,
* Şair, şiir ne idi, ne olacak? başlıklı altı sayfalık bir makale,
* İstanbul’un öksüzlüğü baÅŸlıklı dört sayfalık bir makale,
* Türk’ün kendi yurdunda garip kaldığı günler baÅŸlıklı on sayfalık bir makale,
* Biyografisi hakkında bir sayfalık not,
* Sekiz adet mektup…"

Bu kadar eÅŸyanın, kitabın, kim tarafından ve ne ÅŸekilde yok edildiÄŸi meçhul. Geriye toz toprak arasında, yığın halinde iki bin kadar kitap kalmış. Harap halde olan evin kaderi ise, elli küsur yıldır süren esrarını koruyor…
Bir gün, bir kazaya kurban giderse, birçok benzeri gibi; bunun mesulü sadece Adalar Belediyesi ve Kültür Bakanlığı deÄŸil, İstanbul ValiliÄŸi ve dahi, kültür adına bir ÅŸeyler yaptığını zanneden bizler de olacağız! 

 

Zaman Gazetesi - Kültür Servisi - Eylül 1997

Haberleri/Hakkında Yazılanlar |

Yorum yaz