Muslumcu.com > Yazar > Hüseyin Rahmi Gürpınar » Blog Arþiv » Edebiyat kültüründen yoksunluk ve Hüseyin Rahmi
Muslumcu.com > Yazar > Hüseyin Rahmi Gürpınar

Hüseyin Rahmi Gürpınar Hakkında

Edebiyat kültüründen yoksunluk ve Hüseyin Rahmi

Ağustos 14th, 2007 tarihinde admin tarafından yazılmış.

Neyle geçindiÄŸi saydam olmayan bir yığın mesleksiz demagog, eline mikrofonu geçirdiÄŸi zaman, "milli kültür" üstüne, çoktan pörsümüş bir laf salatasını yeniden baÅŸlar alt üst etmeye…

Ne "evrensel kültür"le, "milli kültür" arasındaki kavram içeriÄŸini koyar ortaya; ne de "evrensel kültür"le, "milli kültür"ler arasındaki köprülerin nasıl kurulduÄŸunu…

Konuyu biraz daha somutlaştıralım.

"Milli kültür"lerin cılızlığını yahut gürbüzlüğünü son toplamda belirleyen en temel gösterge, "anadil"in sözlü ve yazılı olarak kullanım berraklığıyla zenginliÄŸidir…

65 milyon Türk, kaç kelimeyle konuÅŸuyor anadilini ve ortalama olarak 1 Türk’ün yılda yazdığı yazıların toplamı kaç kelimedir?

Ya peki, Parlamento kaç kelimeyle konuşuyor Türkçeyi?

Bu soruların yanıtları; "milli kültür"ün cılız mı, gürbüz mü, olduğunun ölçülerini hemen heykelleştiriverir.

Şimdi gelelim başka bir soruya; Türkçe neden gitgide kısırlaşıyor?

30 yaşından küçük 40 milyon gencin kullandığı Türkçe, 60 yıl önceki İstanbul’un kullandığı Türkçe’den çok daha zayıf ve özensiz..

Gitgide böylesi bir dil kuraklığına uÄŸramışlığın nedenleri henüz gündeme bile gelmiÅŸ deÄŸil; belki de hiç gelmeyecek…

Söylemek zor geliyor ama Türkçe, 22. Yüzyıl’da büsbütün eriyip kaybolacakmış gibi görünüyor..

Zaten bu konuların uzmanları da, halen konuÅŸulmakta olan dillerden yüzde 90′ının, önümüzdeki yüzyıl içinde kaybolacağını haber veriyorlar.

60 yıl önceki İstanbul Türkçesi’nin erozyona uÄŸramasının baÅŸ nedeni, 19. Yüzyıl sonunda Tanzimat edebiyatıyla baÅŸlayan İstanbul romanlarının ilgi dışına itilmesi ve gözlerden uzak tutulması…

Kendimden söz edeceÄŸim için özür dilerim ama, ben TV kanallarından birinin yöneticisi olsam, "Bir zamanların ünlü yazar ve romanları", yahut "20. Yüzyılda yazar serüvenleri", "yahut "Roman ve öykülerdeki Türkiye", yahut "Cumhuriyet döneminde çile çekmiÅŸ yazarlar" v.s. baÅŸlığıyla özel bir program koyardım TV yayınlarına…

O zaman hem İstanbul Türkçesi’nin süzülmüş güzellikleri çıkardı ortaya, hem de yazarların kazana kazana telif haklarından ne kazanmış oldukları; yani Türkiye’nin hiç üstünde durulmamış olan bir baÅŸka ayıbı…

Ayıbı diyorum, çünkü örneÄŸin özel truplar tarafından adı deÄŸiÅŸtirile deÄŸiÅŸtirile taÅŸrada çalıntı olarak oynanmış tiyatro piyeslerinden kimsenin haberi bile yoktur…

Söylentilere göre rekor da galiba bizim "Tahtaravalli" piyesindeymiÅŸ. Adı "Rastıklı Raziye", "Ispanaklı Safinaz" diye deÄŸiÅŸtirile deÄŸiÅŸtirile yüzlece kez sahnelenmiÅŸ… "Dilekçe" de öyle… Piyesler basılıp yayınlandı mı; çalınmaları da "mukadder" oluyor Türkiye’de…

Vazgeçtik yüzde 15′i, vazgeçtik yüzde 10′u, yüzde 5′lik bir telif hakkı ödenmiÅŸ olsa; bugün ben de Batılı yazar yaşıtdaÅŸlarımla aynı durumda olurdum.

Sait Faik, tüm öykülerinden kaç para kazandı biliyor musunuz?

Sadece 400 kağıt…

Ya 30′u aÅŸkın romanından Orhan Kemal ne kazandı?

1 milyon bile deÄŸil…

Adalar Kaymakamı Mustafa FarsakoÄŸlu lütfedip eve telefon etti. Hüseyin Rahmi’nin Heybeli’deki evi onarılıp müze halinde düzenlenmiÅŸ, bu gün açılıyormuÅŸ…

Tuhaf ama nedense çocuk gibi sevindim… Hüseyin Rahmi de su katılmadık bir İstanbul yazarıydı. Salt kalemiyle geçinmiÅŸti. "Utanmaz adam" ÅŸahyapıtını yazdığı zaman, onun da başı belaya girmiÅŸti… Rahmetli babaannem dahi Hüseyin Rahmi’nin "EÅŸkıya İninde"sini okumuÅŸtu.. Hele artık konuÅŸamayan zavallı annem, hemen hepsini…

PerÅŸembe günkü Yeni Binyıl’da Aslı E. Perker’in Aydan Gündüz’le yaptığı bir röportajda, eski anıların yelkenlerini rüzgarlandırdı.

Aydan Gündüz, 1900-1940 arası deÄŸeri bilinmemiÅŸ yazarlar üstüne bir kitap hazırlıyormuÅŸ. Röportajda ReÅŸat Enis’in üstünde durmuÅŸ özellikle…

Reşat Enis, hakkı yenmiş yazarların simgesi olan kalem.. Yazdığı romanlar hemen toplatılırdı ve o hayatını düzeltmen olarak kazanmaya çalışırdı gazetelerde..

Vaktiyle Fethi Giray’ın yazdığı bir ÅŸiir geliyor aklıma -ki o da toplatılmıştı- aÅŸağı yukarı şöyleydi:

Ey Babıali patronları

Yüzünüzü kapatın ellerinizle…

Mahmut Yesari Bey geçiyor

Babıali caddesinden…

Ankara demagogları, ortak talandan pay kapma yarışındayken; bizim Türk yazarları, kendi hayatlarını armaÄŸan etmiÅŸlerdir Türkiye’ye… Unutulmaları doÄŸaldır…

Haberleri/Hakkında Yazılanlar |

Yorum yaz